Üniversiteler deki Sorunlar Neler

Üniversiteler deki Sorunlar Neler: Günümüz üniversitelerinde bir çok sorun var. Özellikle adaletli bir kadro oluşması neredeyse imkansız. Öğrencilerin sorunları en az planda tutulmakta, Üniversiteler deki Sorunlar Neler haberi detayları nedir bilgiler. 690.

Haberler Yeni Bilgiler

Üniversiteler deki Sorunlar Neler

Üniversiteler deki Sorunlar Neler

Kategori: bilgi

Türü: bilgi

Tarih:

Bilgiyi üretmek, öğretmek ve yaygınlaştırmak üniversitelerin asli işlevleridir. Bu işlevler, Türkiye ’deki üniversiteler tarafından hakkıyla yerine getirilemiyor. Ezber haline gelen yaygın bir görüşe göre, sorunun kaynağı plansızlık. Oysa planlayarak ve sayıyı sınırlayarak, eğitim ve araştırmanın kalitesini yükseltmek, bugünkü siyasal ve toplumsal şartlarda gerçekçi değil. Planlamacılığı haklı çıkaran konjonktür, 1960’lı yıllarda kaldı. Japonya, Güney Kore ve eski Sovyet bloğu ülkeler bunu zamanında yapıp başarılı oldular. Maalesef, bizim bürokratik devlet elitleri o konjonktürün fırsatlarını modernliğin kostümüyle, toplumun kültür ve kimliğiyle uğraşarak heba ettiler.
Diğer bir ezbere göre, kalitesizliğin sebebi Anadolu taşrasında kurulan yeni üniversiteler. Kısa zaman diliminde çok sayıda üniversitenin kurulmasının, ortalama üniversite kalitesini azalttığı doğru, ama eski ve büyük üniversitelerdeki kalitesizliğin sebebi yeni kurulan taşra üniversiteleri değil. Her yıl yayımlanan “Dünyanın En İyi 200 Üniversitesi” sınıflamasına bir Türk üniversitesi ( Ortadoğu Teknik Üniversitesi) ilk defa bu sene yeni girdi.
Eğer üniversite başarısı, verimlilik ve etkinlik kriterine göre sınıflandırılabilse asıl eski ve büyük üniversitelerin başarısız olduğu görülür. Mesela, büyük üniversitelerin sadece bir bölümünde görev yapan profesör sayısı, ortalama olarak, yeni kurulan bir üniversitenin tüm bölümlerindeki kadar. Başarı çıktıları sahip olunan bu ve diğer imkânlarla (girdilerle) karşılaştırıldığında görülür ki, gerçekte eski ve büyük üniversiteler verimsiz ve başarısız.
Yeni kurulan üniversiteler, belki kısa vadede toplam kaliteyi düşürebilir, ama orta ve uzun vadede eğitim sektörüne rekabet getirir. Kısa vadede ise bölgeler ve katmanlar arası adaletsizliğin düzeltilmesinde, ülkenin bütün olarak sosyal-ekonomik kalkınmasında, ortak kimlik ve demokrasi kültürünün gelişmesinde oldukça etkindir. Çünkü yeni üniversiteler, sorunun yaşandığı yerlerde kuruluyor. Buralara kamu kaynakları aktarılıyor, akademisyen gönderiliyor, farklı kültürlerden öğrenciler geliyor ve onlarla birlikte sosyal ve kültürel hayat canlanıyor. Böylelikle kalkınamamışlığın temel sebebi olan beşeri sermayenin tersine göçü başlıyor.
Eski ve merkezi üniversiteler, kaynaklarını verimsiz bir şekilde kullandılar. Kendi içlerinde ve diğer üniversiteler arasında akademik özgürlüğü genişletmek yerine rekabeti yok edip akademik camiayı epistemik cemaate dönüştürdüler. Güçlerini yükseköğrenimin sorunlarını çözmek için harcayacağına “bürokratik devlet” ile eklemleşip statükonun payandası oldular. Üniversiteleri “siyasal iktidar” ile karşı karşıya getirdiler. Akademisyenlerin kategorik olarak en mağdur meslek grubu haline gelmelerini biraz bu siyasal kutuplaşmada aramak gerekir. Doğrusu, toplumsal sorunlara çözüm önerileri geliştirmek ve demokratik baskı mekanizması ile sivil ve demokratik inisiyatifi güçlendirmek olmalıydı.
Bize göre, genel olarak eğitimin özel olarak ise üniversitelerin temel sorunu verimsizlik ve etkinsizliktir. Üniversiteler, günümüz dünya şartları ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılmalıdır. Bu meyanda, belirlediğimiz sorun ve çözüm önerileri aşağıdaki gibidir:
1. Üniversitelerin bilgi üretebilmesi ve eleştirel, medeni cesarete sahip, yenilikçi, girişimci, kişisel gelişimini tamamlamış, ekip zihniyetini kapmış ve demokrasi kültürünü kazanmış öğrenciler yetiştirebilmesi, özgürlük ve özerklik mekânları olmasına, toplumsal gerçeklik iklimine istisna teşkil eden mikro klima alanlar olarak kabul görmesine bağlıdır. Günümüz dünya koşulları, üniversitelerin her açıdan özgür ve özerk olmasını gerektiriyor. Sorgusuz itaat ve manga disiplininin olduğu bir üniversitede ne çağın gerektirdiği bilim adamı ne de öğrenci yetişir. Ancak partizan tutum sahipleri gibi, akademik özgürlükler ile üniversite yönetimindeki demokratikleşmeyi bir birine karıştırmamak gerekiyor. Bilenle bilmeyeni eşitleyecek bir akademik yapılanma, beklenenin aksine akademik özgürlükleri yok edebilir. Çünkü akademik liyakat özgürlükle, yönetime katılma ise demokrasiyle (eşitlikle) ilgilidir. Üniversitedeki akademik işler ile yönetim işleri bundan dolayı birbirinden ayrılmalıdır.
2. Yönetim işleri yöneticilere, akademik işler ise akademisyenlere bırakılmalı. Akademisyenlerin bilimsel bakımdan verimli oldukları dönemde yöneticiliğe bulaşmaları hem akademik verimi düşürmekte, hem de yönetim işlerini fesada vermektedir. Üniversitelerdeki rektörler, dekanlar ve bölüm başkanları idari işlerden sorumlu sekreterya gibi çalışmaktadır. Genel sekreter gibi çalışan rektörler, zamanla tipik bir bürokrat ve/veya siyasetçiye dönüşmektedir. Oysa akademisyenlik ile yöneticilik birbirlerine zıt iki meslektir. Akademisyen gerçeği ortaya çıkarmaya eğilimli çelebi meşrep bir insanken, bürokrat ve siyasetçi ise gerçeği hokus pokus yapan bir hokkabaz gibidir.
Akademisyenliğe yabancılaşan rektörler için üniversiteler, her çeşidiyle strateji oyunlarının oynandığı büyük bir satranç tahtasıdır. Bilim ise pazarlanabildiği sürece sadece bir vitrin objesi. Böyle rektörlerin gözü zamanla bürokrasi ve siyasetin daha yüksek mevkilerine dikilir. Üniversiteler, bundan dolayı şantiye ve garnizon alanlarına dönüşür. Bilim, araştırma ve eğitim uzun vadelidir, bunlardan kısa zamanda nüfuz ve ikbal devşirilemez. Yöneticilik tutkusu, bu bağlamda söylemek gerekirse, bir Türk hastalığıdır ve bu hastalık üniversiteleri eğitim ve bilim açısından çöllere çevirmiştir. Hastalığın iyileşmesi, Türk yönetim yapısındaki patrimonyal öğelerin temizlenmesine bağlıdır. Çünkü Patrimonyal bürokrasi, iktidara irrasyonel yöntemlerle ulaşmanın en etkili araçlarını sunar.
3. Üniversitelere ayrılan kamu kaynaklarının, yine bir Türkiye hastalığı olan bina yapımına harcanmasının önüne geçilmeli; kaynaklar daha çok eğitime, bilime ve beşeri sermayeye yönlendirilmeli. Kütüphane, sosyal, kültürel ve sportif tesisler bu genellemenin dışında tutulmalı.
4. Üniversiteler ve öğretim elemanları “eğitim(ci)” ve “araştırma(cı)” olarak sınıflandırılmalı. Araştırmacı akademisyenler ile eğitimci akademisyenlerin performans ve hakları birbirinden ayrılmalı. Pedagojik yeterliği olmayan akademisyene bilim alanında ne kadar da iyi olsa ders verdirilmemeli. Aksi durumda, hem eğitimin kalitesi düşmekte hem de araştırma işi aksamaktadır. Yüksek lisans ve doktora dersleri bu genellemenin dışında tutulmalıdır.
5. Yükseköğrenimdeki verimlilik ve etkinliği artırmak için vakıf üniversiteleri özendirilmeli. Büyük ve merkezi devlet üniversiteleri ise mali ve yönetim bakımından devlet ile göbek bağı kesilerek bir nevi vakıf üniversitelerine dönüştürülmelidir. Devlet, sadece kalkınmakta olan bölgelerdeki üniversiteleri koşulsuz desteklemeli ve akademik özgürlüklerin hamisi olarak yönetime de dâhil olmalıdır. YÖK, koordinasyon ve denetleme işini yapmanın yanı ısıra parasını yüzde yüz devletin verdiği üniversitenin yönetimine de karışmalıdır.
Sonuçta, işlevsel yapılanma gerçekleşmeden YÖK’ü kaldırmak üniversiteleri YÖKCÜK’lere dönüştürebilir. Diğer bir ifadeyle, analiz ettiğimiz sorunları gidermeden sadece YÖK’ü kaldırmak yükseköğrenim sorunlarını ortadan kaldırmayacaktır.
* Doç. Dr., Kırgızistan Türkiye Manas Üni.

+1 Öne Çıkar ↑
Okunma: 1. ÖneÇıkma: 1
Henüz Güncelleme Yok! Yorum yazarak veya yoruma cevap atarak tartışmaya ortak olabilirsiniz. Tüm yorumlar sayfa altındadır.

Haber ve Bilgi Benzer Başlıklar


Yeni Doğan Bebeğe Nasıl Bakılır, Yeni doğan için öneriler

Yeni doğan bebek bakımı nasıldır. Yeni doğmuş bebekler için bakım önerileri. Bebeğiniz mi dünyaya geldi? Endişelenmeyin bir şekilde üstesinden geleceksiniz.

Futbol Nasıl Oynanır? Temel Futbol Kuralları

Futbol günlük yaşamımızda olmazlardan. Peki Futbol nasıl oynanır. Oyun kuralları nasıldır ve Futbol oynamak için hangi temel kurallar bilinmelidir?

Anne Sütünün Faydaları Nelerdir? Anne Sütü Bilgileri

Anne Sütü bebek için oldukça önemlidir. Peki Anne Sütü bebek gelişimi için ne gibi hayati öneme sahip. Emzirmenin anneye ve bebeğe faydaları nelerdir?

Sağlıklı Bir Evlilik Nasıl Olmalıdır?

Evliliğiniz mutluluk üzerine sağlıklı bir şekilde oturması için ne yapmak gerekir. Sağlıklı bir evlilik nasıl olur. Evlilikte nelere dikkat edilmelidir.

Gül Bitkisi ve Gülün Faydaları

Gül Bitkisi Nasıl Yetiştirilir. Gül nedir ve kökeni hakkında bilgiler. Gülün Faydaları nelerdir. Bahçeniz için Gül ekimi ve bakımı.

Ceviz Ağacı ve Cevizin Faydaları

Ceviz ağacı hakkında detaylı bilgiler. Ceviz ağacı dikilir mi, Cevizin faydaları nelerdir. Ceviz zararları ve tedavi kullanımı bilgileri.

Android Cihazlar için En iyi Browserlar (Tarayıcılar)

En iyi internet Browserlar, tarayıcılar önerileri ve hakkında yorumları. Android Cihazlarınız için en hızlı ve kasmayan Tarayıcılar hakkında inceleme.

Tatile çıkmadan ve tatildeyken uyulması gereken tavsiyeler

Tatile çıkmadan, tatil yolunda iken ve tatildeyken uyulması gereken tavsiyeler. Tatil için her şeyi planlamanın ve güzel tatilin sırları.

Tatil Planı Nasıl Hazırlanır

Tatil planı nasıl hazırlanır. Tatilde yapılacak şeyleri nasıl planlarsınız. Tatile çıkmadan önce ve tatil sırasında planlama yaparak daha çok eğlenin.

Türkiye’de Gidilecek 10 Tatil Bölgesi

Türkiye' de tatil amaçlı gidilecek yerler. Bir çok tatil yerinden 10 yeri sizin için seçtik. Tatil yapılabilecek 10 tatil bölgesi hakkında bilgiler.

Haber Yorumları Popüler Sıralama